#başarı

başarılı insanların ortak özellikleri nelerdir?

leventbozkurt
Başarı sizinde söylediğiniz gibi, her insanda farklı özelliklere dayanabilir. Ancak bu soruya göre bir genelleme yapmak gerekirse, başarılı insanların ortak özelliklerini sıralamak gerekirse, tutku ön plandadır. Tutkunun çevresinde gelişen diğer özellikler insanları başarıya götürmede destek olduğunu düşünebiliriz.

Başarılı insanları ortak özelliklerine bakacak olursak...

Sabır ve kararlı davranış: Başarıya ulaşmada sabır göstermeden tutku eğrisini yükseltmek olanaklı değildir. Hayal ve kararlılık, sonunda hayalinize katkıda bulunur.

İyimserlik: İyimserlik insanın zihnini olanaklara açık tutar. Olumlu düşünce, yapıcı tavır ve sonucun değiştirileceğine olan inançtan oluşur. Başarıya ulaşanlar, başkalarının başarılarından ve kendi deneyimlerinden çok şey öğrenirler.

Doğru zamanlama: Tutku eğrisinin yükseldiği noktaya ulaşmak "doğru an" ı yakalamaktan geçer. Eyleme geçmek için doğru zaman kaçırılırsa, başarı hayal olarak kalmayı sürdürür. Başarılı insanların ortak özelliklerinden biri, dünyanın nereye gittiğini ve insanların eğilimlerini görmeleri, farketmeleridir. Ray Crac, Mc Donalds' ın kurucusu değildir, sadece açılmış olan bu yeni işin kapasitesini farkedip franchising ajans hakkını alma teklifini getirmiştir. Eğilimleri farkedebilmek iyi dinleyici gözlemci olmaya ve sonra da eyleme geçecek girişimciliğe ve cesarete sahip olmaya bağlıdır.

Denge: Tutkunun fazlası zararlıdır. Zeka ile dengelenir. Her başarı öyküsünü okuduğunuzda başarının ne riskler aldığını görürsünüz. Kendisini yenilmez gören, bana bir şey olmaz diyen yanılır. Ben neye el atsam başarırım diyen "başarı hastalığına" tutulan kişi bunun bedelini bazen elindekileri kaybederek ödeyebilir.

Başarının öğelerini kullanmak: Başarı egoyu güçlendirir. Başarılı insanlar yeteneklidir, yaşama bağlıdır. Ancak aşırı güçlü ego başarısızlığa neden olur, hayalleri yıkabilir. Bu tehlikelerden uzak durabilmek için 4 öğeyi hesaba katmak gerekir.

Zaman: zamanı sadece iş için kullanmak yerine, dinlenmek, sosyalleşmek için de kullanabilmelidir. 7 gün, 24 saat çalışmak yaratıcılığı ortadan kaldırır.

Yetenek: Çevredeki insanların yeteneklerini farketmek ve onların güçlü yanlarından yararlanacak şekilde işleri delege etmek gerekir. İnsanın her işi kendisinin yaparak başarılı olması mümkün değildir.

Hız: Zirveye ulaşan genelde hız kaybedip düşüşe geçebilir. Nasıl olsa istediğim hedefe ulaştım diye düşünebilir. Aynı yere alışarak orada kalmak ta kişiye rahatlık verebilir.

Risk: Kendi alanında uzun süre zirvede kalmak büyük çaba ve yatırım gerektirir. Muhtelif görüşleri analiz ederek iyi olanlarından yararlanmak gerekir. Ayak izlerinin üzerine basmak Amerika'yı yeniden keşfetmekten daha etkilidir.

sony'nin kuruluş hikayesi nedir nasıl kuruldu?

netolog
Sony'nin bir çok yeni şirkete örnek olacak bir kuruluş hikayesi vardır. Sony önce teknolojiyi tüketiciye sundu, sonra bu teknolojiyi sürekli geliştirdi, yeni ürün ve tabirleri hayatımıza soktu.

Dünyanın en büyük teknoloji firması… Birçok yenilik onun adıyla tanındı. Walkman, PlayStation, VAIO, DVD terimi ve daha niceleri. Ufak adımlarla başlayan teknoloji macerası bugün farklı alanlarda zengin ürün yelpazesi Sony için. Elektronik, video, iletişim, oyun konsolları ve bilgi teknolojileri ürünleri üretiminde hep ilk sıralarda yer alan Sony'nin hızını kesmek hiç de kolay gözükmüyor.


Yıl 1945… 2. Dünya Savaşı bitip herkes yolunu çizmeye çalışırken, Masaru Ibuka, Tokyo'da bombalar yüzünden harabeye dönmüş bir binada radyo tamiri ile işe başlamış. Ertesi sene Ibuka'ya Akio Morita da katılmış ve ikili, Japonya'nın ilk ses kayıt cihazı olan Type-G'yi üretmiş. 1950'lerin başında ABD'ye giden Ibuka, transistörü bulan Bell Labs ile bağlantıya geçmiş ve Bell'i, transistör teknolojisini kendi Japon firmasına lisanslaması konusunda cesaretlendirmiş. ABD firmalarının askeri teçhizatlarda kullanma çabası içinde olduğu transistör, Ibuka sayesinde iletişimde kullanılacağı noktayı da böylece bulmuş. İlk transistörlü radyolar ABD menşeili ama Ibuka'nın şirketi de bu radyoların ticari bir başarı halini almasını sağlayarak bir 'ilk' olma özelliğine sahip.

1955 Ağustos'unda üretilen ilk transistörlü radyo, hızla yeni modeller ve tasarımlarla zenginleşti, hem Japonya'da hem dış pazarlarda deli gibi satıldı. Konu, sadece bir transistörlü radyonun başarısı, ona yönelik tüketici ihtiyacı değildi. Asıl önemli olan, yeni teknoloji ürünlerin artık kurumlara değil doğrudan tüketiciye inebilme fırsatı bulmasıydı ve Sony de bu konuda önemli bir adım attı, pazardaki sunumu farklı ve asıl önemli olan kanala yönlendirmeyi bir 'iş' haline getirdi.

Sony ismi aslında iki kelimenin kombinasyonu. Bunlardan biri Latince 'ses' anlamına gelen 'sonus', diğeri ise 1950'lerde erkek çocukları için kullanılan 'sonny' tabiri. Zaten Morita da herhangi bir dilde yer almayan bir kelime olması konusunda çok ısrarcı davranmış, böylece kendi yarattıkları bir isimle varolacaklarını savunmuş. Hatta bu iddiasında da haklı çıkmış. Çünkü yıllar sonra 'Sony' ismini kullanan bir şeker üreticisi, bu ismin dünya dillerinin birinde kullanılan bir kelime olduğu iddiasıyla ortaya çıkmış ama Japon devine tazminat ödemekten kurtulamamış.

Sony yeni ürünlerin siftahını transistörlü radyo ile yaptı ve bunu yenileri izlemekte gecikmedi. Sony videolar Türkiye'de bile 1980'lerde bir efsane halini almıştı. JVC'nin geliştirdiği VHS formatına karşı Betamax sistemi ortaya koyan Sony, 1970'lerin başında da Trinitron renkli televizyon sistemine hayat vermişti. 1979 yılı ise Walkman, ilk taşınabilir müzikçalar doğdu. 1982 yılında profesyonel Betacam formatına ek olarak, Compact Disc formatı da yine Sony'nin eseri oldu. 1984 yılında Walkman markasının ve giderdiği ihtiyacın bir adım önüne geçen Sony, Discman serisini tüketicilere sundu. 1990'ların ikinci yarısında DVD disk formatı hayata geçerken, Sony de MiniDisc formatı ile piyasayı tanıştırdı. Sonra 1994 yılında PlayStation, yine 90'ların ortasında BRAVIA serisi HDTV'ler geldi. Herkesin malumu, PlayStation konsollar, 1994 yılındaki girizgahın ardından 2000 yılında PlayStation 2 ve 2006 yılında PlayStation 3 ile daha da güçlendirildi, geliştirildi. Herşeyin taşınabilir olacağının kanıtlarını her daim ortaya koyan Sony, böylece dev konsolu minimize etti ve 2005 yılında da PlayStation Portable (PSP) oyunseverlerin beğenisine sunuldu. El kameralarında bir 'ilk' olan Handycam 1980'lerin ortalarında tüketici ile tanıştı. Sevimli robot köpek AIBO ve VAIO markalı PC'leri de atlamak olmaz.

Sony'de yaratıcılık hiç sınır tanımadı ve bir yandan sektöre yön verme çabası, bir yanda kendi ürünlerinin becerilerini aşma eğilimi bir araya gelerek, tüketiciyi her daim memnun etmeyi başardı. Sony'nin mühendislik ve Ar-Ge becerisi ortada. Ama stratejik iş kararlarının, satın alma ve birleşmelerin de yeni ürün geliştirilmesi çalışmalarında önemi büyük. Bunun ilk akla gelen örneği, 2001 yılında yarısını aldığı Ericsson ile Sony Ericsson markasının hayat bulması ve cep telefonunda da yeniliklerde sınır tanınmaması. Sony çatısı altında birçok bilgisayar parçası, sinema ve müzik şirketinde de önemli işbirlikleri göze çarpıyor. Tüm bu adımlarında zengin ürün gamını sürekli geliştiren Sony, glikozdan elektrik üreten Bio Battery'nin de mucidi olurken, elektronik, oyun, eğlence ve finansal hizmetler sektörlerinin her birinde bir 'dev' halini aldı.

Geçmiş yıllarda rakibin, her alanda rekabetin az olması Sony'ye az bulunur bir fırsat verdi ve Sony de bunu çok yerinde kullandı. Ama son 10-15 yılda her alanda kendini gösteren zorlu rekabet, zengin bir ürün yelpazesine sahip Sony'yi farklı arenalarda çarpışmakta biraz daha zorluyor gibi… Bu zorlu rekabete, ekonomik sıkıntılarla azalan talebe, buna rağmen hız kesmemesi gereken yatırımlar ve bunların maliyetine bakınca birçok şirket gibi Sony'nin de işinin hele de 2009 yılında hiç kolay olmadığı görülüyor.

Sony'nin son yıllarda önceliği, eğlence ürünlerini birbiri ile bağlantılı hale getirmek, tüketiciye bu yapıda sunum yapmak, buna uygun ürünleri geliştirmek. Internet bağlantılı Bravia TV bunun ilk akla gelen örneği. ABD ve Asya'nın farklı ülkelerinden farklı şirketler, Sony'nin çok farklı ürünlerde sahip olduğu paya ortak olabilme çabasında. Ama yaratıcılıkta ve buna bağlı olarak Ar-Ge çalışmalarında sınır tanımayan, koltuk altında sürüyle karpuz taşıyan Sony'yi yerinden edebilmek pek de kolay görünmüyor.

bildiğiniz girişimci başarı hikayelerini anlatır mısınız?

muratulu
Girişimcilere ilham vereceğini düşündüğüm Salih Aydın'ın başarı hikayesini paylaşmak istiyorum. Trabzonlu Teknik öğretmen Salih Aydın doğru zamanda, doğru adım atarak girişimcilikte başarıya ulaşmıştır.

4.5 yıl meslek lisesinde teknik öğretmenlik yaparken bir günde aldığı kararla Salih Aydın mesleği bıraktı ve 4 arkadaşıyla birlikte girişimcilik dünyasına adım attı. 2001 yılında 5 ortak olarak kurdukları Penta Banyo, bugün İstanbul Sultanbeyli'deki fabrikasında 70 çalışanı ile birlikte banyo armatürleri ve aksesuarları üretiyor. Penta Banyo yönetim kurulu başkanı Salih Aydın ekliyor; şirket her geçen gün iç pazardaki yerini sağlamlaştırırken, ihracata da yöneliyor. 5 yıl içerisinde Afrika ülkelerine yöneleceklerini anlatıyor.



Salih Aydın'ın kendi ağzından hikayesi:

Başlangıç...
“Meslek lisesi teknik öğretmeniyim, mesleğim bu. Trabzonluyum ve mesleğe Karabük'te başladım. 4.5 yıllık öğretmenken, çok ilginç bir olay yaşadım ve bu olay benim bütün hayatımı değiştirdi. Bir gün öğretmenler odasında otururken, bir öğretmen arkadaşım bana 'Salih, emekliliğini planladın mı' diye sordu. Ben şaşırdım ve 'hiç düşünmedim' dedim. Meğerse, öğretmenlikte genellikle 10 yılı geçirince memleketine gider orada öğretmenliği tamamlar ve emekli olurmuşsun. Öğretmen arkadaşım, 'Eğer, meslekte 6'ncı yılı geride bırakırsan artık cesaret edip istifa da edemezsin' dedi. Ben de girişimci özellikleri görmüş ve işi 'ya şimdi istifa et ya da devam et' noktasına getirmiş. Ben gece sabaha kadar uyuyamadım ama ertesi günü istifamı verdim.

Büyüme...
2001 yılında 5 arkadaş İstanbul'da bir araya geldik. Latince'de Penta, 'beş' demek. Arkadaşlarımızın ikisi makine mühendisiydi diğerleri öğretmendik. Meslekten, sektörden tanıdıklarla bir araya geldik. Hedef, ısıtma havalandırma, soğutma ve tesisat malzemeleri pazarlamasına dönük iş yapmaktı. 2005'te, arkadaşların bütün hisselerini de alarak ben devam ettim. 2001'de armatür üreten firmaları inceleyip işe ithalatla başlamıştık. İthalat sürecinde ürünü ve pazarı çok iyi tanımıştık. 2006'ya geldiğimde yavaş yavaş üretime başladık ve pazarda hızla güçlenmeye başladık. Şu anda 350 seramik 'yapı showroom' bayimizde ürünümüz satılıyor. Sinop'tan Mersin'e, Silopi'de Edirne'ye kadar dağıtım kanalımız çalışıyor. Yapı market pazarında ise Bauhaus ile yürüyoruz. Sultanbeyli'de, 7 bin metrekarelik fabrikamızda 75 kişilik istihdamımızla yola devam ediyoruz.”