pusula nasıl yapılır?

onuruzun
Genellikle bir yerden bir yere gitmede yön tayini ya da arazi incelemesinde kullanılan pusulalar dünya genelinde her zaman ihtiyaç duyulan eşyalar arasında yer almıştır. Pusulalar mantık itibariyle kendilerine bir yıldızı yön tayin etmişlerdir ve bu yıldıza göre hareket ederler. En eski pusula çeşidi ise manyetik pusulalardır.

Manyetik pusulalar manyetik olmayan nesneler içerisinde yer alırlar temeli ise hareketli bir mıknatıstır. Pusula kelimesi bizim ülkemize İtalyanca'daki bussola kelimesinden girmiştir. Pusulanın çalışma şekli hakkında bir bildiklerimden bahsedeyim.

Pusula üzerinde manyetik bir iğne yer alır bu iğne manyetik alan içerisinde serbest bir şekilde hareket edebilecek kapasiteye sahiptir ancak bulunduğu ortamdan ayrılmaması adına tam ortasından kutu içerisine monte edilir. Pusulanın iğnesinin özelliği aynı yönü göstermesidir. Bunun nedenine bakacak olursak yeryüzünde bir çekim kuvveti vardır ve bu kuvvet pusulanın iğnesini kendisine doğru çekmektedir. Buradaki mantığı da şu şekilde gösterebiliriz yeryüzümüz mıknatıs görevi yapmaktadır bir ucumuz kuzeye diğer ucumuz ise güneye kadar uzanır. Bu şekilde olunca da pusulanın iğnesi her zaman kuzeye doğru dönmesine neden olur.

Bir efsaneye göre pusulaları dünya genelinde ilk olarak denizciler bulmuşlar. Denizciler buldukları bir mıknatıs parçasını çöp üzerine koymuşlar ve bunu da suyun içerisinde bıraktıklarında çöpün kutup yıldızına doğru yöneldiğini görmüşler daha sonrasında yeniden bir deneme yapmışlar ve bu çizgi hiçbir zaman bozulmamış bu şekilde de geliştirilerek günümüze kadar gelmiş.

Diğer bir inanış da Çinliler tarafından keşfedilmiş olmasıdır. Çinliler keşfetmiş Araplar da bu buluşu dünya geneline kadar taşımışlar.

Pusulaların bir çok kullanım alanları vardır ancak başlıcaları denizciler, havacılar ve karacılar şeklinde sıralayabiliriz. Ormancılar ve madencilerde pusulanın gücünden faydalanmaktadırlar.

sosyal medya uzmanı nedir?

blogcu
Ben genellikle iyi içerik üretebilen kişilerin kendilerine bir blog açmalarını öneriyorum. Bunun nedeni bilgilerini paylaşma fırsatı bulurken aynı zamanda iyi de bir gelir elde etmelerini sağlamaktır. Diğer taraftan her geçen gün gelişen kullanıcı sayıları git gide artan sosyal medya da artık bir gelir kapısı haline geldi. İyi bir yazar olduğunuzu düşünüyorsanız, kaliteli içerik üretebiliyorsanız blog yazmak şart değildir. Hatta blog yazarlarından çok daha fazla kazanç elde eden pek çok sosyal medya yazarı vardır.

Yazılarınızı sosyal medyada paylaşın, kaliteli, özgün içerik üretin. Bununla birlikte takipçilerinizi arttırmaya çalışın. Sosyal medyadan gelir elde etmek için takipçi daha doğrusu aktif takipçi sayıları çok önemlidir. Düşünün ki pek çok marka satış yapabilmek için milyonlarca liralık reklam harcamaları yapıyor. Eğer belli alanda aktif bir takipçi kitlesine sahipseniz, bu markalar sizi bulacaktır. Bugün sadece ürün, hizmet değerlendirmeleri yaparak çok yüksek rakamlar kazanan sosyal medya yazarlarının sayısı giderek artıyor.

sosyal medya uzmanı nedir

Sosyal medya uzmanlığı bir meslek olarak kabul edildiğinden bununla ilgili kendinizi geliştirmelisiniz. İnternetin hayatımıza girmesiyle birlikte her şey çok hızlı değişmeye başladı. Çok hızlı tüketen bireyler haline geldik. Bugün çok popüler olan bir şey yarın aklınıza bile gelmeyebilir. İyi bir sosyal medya yazarının trendleri yakından takip etmesi gerekir. Ancak bu takipten kastım alakasız her türlü trende kapılmak değildir. Gündemde neler var, insanlar nelerden bahsediyor sizin için çok önemlidir, bu konularda içerik üreterek daha fazla takipçiye ulaşabilirsiniz.

Bu noktada söylemeden geçemeyeceğim bir konu ise twitter gündeminde yer alan popüler etiketleri alakalı alakasız sırf görünmek için kullanan aciz twitter kullanıcıları var. Gündemi takip etmekten kastım kesinlikle bu değil. Gündemdeki size yakın olan bir konuda takipçi kitlenizin özelliklerine de uygun şekilde kaliteli içerik üretmelisiniz.

Gündem hakkında bilgi almak isteyen sosyal medya kullanıcıları sizin içeriğinizi bir şekilde bulacak ve gelecekte sizin buna benzer içerikler paylaşacağınız ümidiyle sizi takip etmeye başlayabilecektir.

facebook'ta paylaşım yapmak için en uygun saat kaçtır?

fenomen
Facebook paylaşım saati seçerken mesai saatleri dışında gönderi yapabilirsiniz.

Şirketinizin bir facebook sayfası var ve doğal olarak mesai saatleri içerisinde çeşitli gönderiler yapıyorsunuz. Hiç mesai saatleri dışında gönderi paylaşmayı düşündünüz mü? Belki de büyük bir kitleyi kaçırıyor olabilirsiniz.

Mesai saatleri dışında gönderiler yayınlamayı deneyin. Örneğin sabahın erken saatleri (04:00 ile 07:00 arası) ya da gecenin geç saatleri (22:00 ile 00:00 arası) ve haftasonları. Sonrasında aldığınız geridönüşlere bakın. Sadece bir kere deneyip vazgeçmeyin. Her hafta kombinasyonu değiştirin. Örneğin günde 2 kere gönderi paylaşıyorsanız birini sabah 04:00 ile 07:00 arasında göndermeyi deneyin.

Yapılan bir araştırmaya göre Yesmail'in 20 popüler kullanıcısı arasında gece 22:00 ile 00:00 arası yapılan gönderilerin altın madeni niteliğinde olduğu ortaya çıkmış. Hacime bağlı olarak değişiklik gösterse de saat 11:00 ile 13:00 arası yapılan gönderilere göre %30 daha fazla dikkat çekmiş.

200 facebook fan sayfası üzerinde yapılan başka bir araştırmaya göre ise en popüler gönderim saatleri 04:00, 07:00 ve 23:00 olarak tespit edilmiş.

Bu bilgilerin dışında facebook sayfanızın istatistik kısmını (Facebook Page Insights) iyi takip etmenizde fayda var. Böylece en popüler gönderi zamanlarınızı takip edebilirsiniz.

blog yazmak istiyorum nasıl başlamalıyım?

blogger
Blog yazmak istiyorsanız başlamadan önce, bu işin sizin için uygun olup olmadığını gözden geçirmeniz gerekir. Blog açmadan önce, blog yazmak sizin için gerçekten uygun veya doğrumu olduğunu belirlemeniz bloğunuzun başarısının önemli bir göstergesi olacaktır.

Bir blog yazarının sahip olması gereken bazı özellikler başarıya götüren unsurlar olabilir. Şimdiye kadar edindiğim deneyime dayanarak bir blog yazarında olması gereken özelliklerden kısaca bahsedeyim. Bu soruları kendinize sorun.

İnternette dolaşmak hoşunuza gidiyor mu?

Başarılı bir blog yazarı olmak büyük bir zaman ve özveri gerektirir. Blog yazarlığı sadece yazıp, yayınlamak değildir. Tam aksine asıl süreç bundan sonra başlamaktadır. Yazdığınız yazınızı tanıtmanız, diğer blog ve siteleri ziyaret etmeniz ve blog konunuz hakkında tüm gelişmeleri, yenilikleri takip etmeniz gerekir. Bunların tamamı internet ortamında gerçekleşecektir. Başarılı bir blog yazarı olmak için okuma, araştırma, bilgisayarınızda vakit geçirme ve internette dolaşmaktan zevk almanız gerekir.

Yazmayı seviyor musunuz?

Eğer yazmaktan hoşlanmıyorsanız, belki de blog yazarlığı size göre değildir. Başarılı bir blog sahibi olmak için, öncelikle iyi bir yazar olmalısınız. Bununla birlikte yorumlara cevap veriyor ve başka bloglarda pek çok yorum yazıyor olacaksınız. Bunların başarılı olması için iyi bir yazar olmanız, daha da ötesi profesyonel bir yazar olmanız gerekir.

Blog konunuz hakkında bilginiz ve tutkunuz var mı?

Blog yazılarınızın okunması, ziyaretçilerinizin artması birincil hedeftir. Ziyaretçilerinizi memnun etmek, tekrar gelmelerini sağlamak için belirli sıklıkta faydalı, kaliteli ve okunmaya değer blog yazmanız gerekir. Eğer blog konunuz hakkında yeterli bilginiz ve tutkunuz yoksa, her gün bloğunuza girip yeni, kaliteli bir yazı oluşturmak pek mümkün olmayacak, bununla birlikte işkence haline dönüşecektir. Tutkulu olduğunuz bir konuda blog yazarsanız, yazılarınızın kalitesi artacak ve yazmak sizin için daha kolay olacaktır.

Kendinizi blog yazarlığına adayabilir misiniz?

Başarılı bir blog yazarı olmak için disiplin ve motivasyon sahibi olmanız gerekir. Kendinize ve bloğunuza yeterli zamanı ayırmanız, planlarınızı uygulamanız ve ne olursa olsun bundan vazgeçmemek gerekir.

Düşüncelerinizi paylaşmak sizi mutlu eder mi?

Bir blog yazarı olarak tüm fikirlerinizi internet ortamına sunuyor olacaksınız. Adınızı gizleme gibi bir ihtimal olsa dahi, pek çok ortamda zaman içerisinde tanınıyor olacaksınız. Yazdığınız yazılar olumlu yorumlar, görüşler alacaktır ancak unutmayın ki, olumsuz yorumlar ve görüşler de alıyor olacaksınız. Bunlara karşı hazırlıklı olmalı, motivasyonunuzu düşürmesine izin vermemelisiniz. Başarılı blog yazarları olumsuz görüş ve yorumlarla başa çıkabilenlerdir.

Teknoloji ile aranız nasıl?

Blog yazarlığı az da olsa internet ve belli yazılım bilgisi gerektirir. Eğer bilgisayardan hoşlanmıyorsanız, blog yazarlığı size göre olmayabilir. Unutmayın teknolojiyi bilmiyor olabilirsiniz ancak öğrenmeye açık olmalısınız. Bir çok başarılı blog yazarı her gün yeni teknolojileri öğrenmeye çalışıyor, bu sayede bloglarını daha da geliştirebiliyorlar. Başarılı bir blog yazarı olmak için öğrenmeye açık olmalı ve öğrendiklerinizi bloğunuza yansıtarak geliştirebilirsiniz.

Risk almayı sever misiniz?

Bloğunuzun başarısı, ilk günden itibaren aldığınız risklerle orantılıdır. Bloğunuzun başarısını arttırmak için belli riskler almanız gerekecek. Ne yazık ki internet dünyasında denenmemiş yöntemler yok denecek kadar az. Sizi ve bloğunuzu diğerlerinden ayıracak yaratıcı şeyler denemeniz gerekecek, bunları yaparken de risk alacaksınız.

Bu özellikleri gözden geçirdiniz ve blog yazmaya başlamak istiyorsanız, şimdiden hayırlı olsun!

maden suyu nedir faydaları ve zararları nelerdir?

yelizkaya
Doğal milli içeceğimiz Sudan sonra en sağlıklı ve doğal içecek olan maden suyu zayıflamaktan, cilt güzelliğine, böbrek hastalığından, kemik gelişimine kadar onlarca yararı olduğu bilimsel bir şekilde kanıtlanmıştır.

Maden suyu jeolojik ve fiziksel olarak koruma altında tutulan yeraltı sularından kuyu açılarak veya kaynaktan doldurularak elde edilmiş, çözünmüş katı madde içeriği toplam 250 ppm'den daha az olmayan sulara verilen addır.

Maden suyu yerin en derin katmanlarından çıkar ve sodyum, potasyum, kalsiyum, magnezyum ve fosfat yoğunluğunu dengeler. Yer altından gelen mucizevi bir su kaynak olan maden suyu, Prostat, kalp ve meme kanseri gibi rahatsızlıklara engel olan maden suyu, özellikle erkeklerin korkulu rüyası haline gelen osteoporozun da önüne geçen oldukça ucuz bir nimettir.

Ama bize ve vücudumuza onlarca faydası olan maden suyunun bilinçsiz tüketildiğinde oldukça tehlikeli olabilmesi işin uzmanları olarak kanıtlandı ve açıklamalarla beyan edildi.

Özellikle, Maden suyunun içinde gereğinden fazla sodyum olması kan basıncını yükseltebilir. Günlük maden suyu tüketiminde 10 litreye çıkarsanız, bu durumda su zehirlenmesi denilen durum ortaya çıkar. Öte taraftan, maden suyunun zararları, genellikle üretim aşamasında içerisine basılan CO2 gazından kaynaklanır. Maden suları gazlı olmaları nedeniyle sizde şişkinlik ve gaz oluşumuna neden olabilirler. Bu durumun tehlikeli bir tarafı yoktur ama yinede kişiye rahatsızlık verebilir. Ülser semptonlarına neden olabilir. Maden suyunun zararlarının etkisi asla yararlarını geçemez ve günde en az ki kez maden suyu tüketmeniz gerçeğini gölgeleyemez.

Maden suyu içerken özellikle atlanmaması gereken bir başka detay ise, maden suyu satın alırken plastik şişede değil, cam şişede olanları tercih edin. Cam, plastiğe göre her zaman daha sağlıklı bir alternatif olduğu gerçeğini unutmayın.

çöpte dostoyevski buldum belgeselini izlediniz mi?

mervekocak
Toplum olarak o kadar çok şeyi kenara kolayca atabiliyoruz ki bunun farkında değiliz. Çöpte Dostoyevski Buldum çok güzel bir yaşam öyküsü.

Farkına varmamız için o koca çöp yığınının yanından geçerken kokudan rahatsız olmamız gerekiyor. Oysa insanlar çöpten çıkanlarla para kazanıyor. "Kim ki?" demeyin, Çöpte Dostoyevski Buldum belgeselini izleyin ve çöpten çıkan bir kitabı okuyan adamın hayatının nasıl değişebileceğine şahit olun.

çöpte dostoyevski buldum belgeselini izlediniz mi
Adam çöpte bulduğu bir kitabı okumaya başlamasıyla önce özgürlüğüne düşkünlüğü artıyor. Sistemi sorgulamaya başlıyor,sonra kitapları biriktirip sahaf dükkanı açıyor. Sahafın en son görüntüsünde görünen yüzleri belgeselde görünce vaayyy beee diyeceksiniz. İlber Ortaylı'dan tutun da Ali Desidero (reklamında oynayan adam) ve bir sürü ünlü kişi sahafa uğrayanlar arasında.

Kim bu adama hele ki çöp toplayan birine ünlü insanlar senin olduğun alanda olacak, aynı konularda konuşacaksınız diyebilirdi…
Belgeseli youtube üzerinden izleyebilirsiniz. İlk partı ekliyorum.

seo nasıl yapılır?

seouzmani
SEO hakkında bilginiz yoksa en kolay yapabileceğiniz temel seo çalışmalarından kısaca bahsedelim! Seo nasıl yapılır sorusuna başlangıç niteliğinde olabilecek bir kaç basit çalışma vardır. Bunlar size en azından üzerine inşa edebileceğiniz bir temel oluşturur.

En kolay SEO çalışmaları

1 - Resim Optimizasyonu:
Resim optimizasyonumuzda, günümüzün web site sahipleri gerekli özeni göstermiyorlar, her şeyi koda, backlinkle, tanıtım yazısına yada özgün makaleye bağlıyorlar. Fakat Seo'nun asıl merkez aldığı şeyi yani ziyaretçileri unutuyorlar. Resim ile ziyaretçi arasında nasıl bir ilişki var diyebilirsiniz. Mesela bir resmin boyutu 500 kilobayt , bizim sitemiz F sitesi olsun, ve bizimle aynı başka bir sitede S sitesi olsun, bir ziyaretçi ilk olarak bizim sitemize gelsin fakat istediği konuyu açana kadar, ziyaretçiyi sıkacak kadar zaman harcasın. Daha sonra ziyaretçi alttaki, sağdaki, soldaki diğer konulara girmek istemeyecektir bir daha bu kadar zaman kaybetmemek için ve girdiği konuya hemen girip çıkacaktır. Daha sonra bizim bir sıra altımızdaki S sitesine girsin ziyaretçi, bu sitenin resimleri bizimle aynı olsun fakat resim optimizayson programları yada sitelerinden resimleri boyutlarını küçültmüş olsun. Ziyaretçi bizimle aynı resme ve verdiği bilgi hemen hemen aynı olan bu siteye bizden daha hızlı girecek haliyle de hızlı bir siteye girince site içi gezinme söz konusu da olabilecektir ilgisini çeken konular olduğu taktirde. Bu arada resim optimize ciddi anlamda boyut düşüren bir sitemdir. Başta da yazdığım o 500 kilobaytlık bir dosyayı 300 civarında yapabilir. (bu ordan - + 100 kilobayt arasında sapabilir). 1 resimden 200 ortalam 200 kilobayt tasarruf etti de ne olmuş diyebilirsiniz fakat film sitelerini düşünün, resim sitelerini düşünün kısacası görselliğinde ciddi anlamda bir arada kullanıldığı bir site düşünün ve ortalama bir film sitesinin ana sayfasındaki resim boyutu 35 ile 55 arasında değişmektedir. Tüm bu resimlerin optimizasyonu ziyaretçiyi daha hızlı gezindiği için konulara tıklamaya teşvik eder ve sitenize gelen arama motorlarının sitenizde daha iyi çalışmasına, daha hızlı çalışmasına olanak sağlar haliyle de siteniz yükselir. Bundan ne çıkartmalıyız hocam diyebilirsiniz. Bundan bir web sitesinin yükselmesi için, site hızı ve ziyaretçinin sitede geçirdiği oran ve ziyaretçinin normal arama motorlarından girdikten sonra o girdiği konudan başka konulara da tıklaması sonucunda arama sonuçlarında yükseldiğimizi fark edebileceğiz. Tüm bunlara bağlı olarak arama motorlarının hızlı gezinmesi sonucunda yani daha hızlı index alacağız.

2 - Özgün Olmak
Yukarıda da yazdığım gibi bir internet sitesinin, arama motorları tarafından yükselişte olması için özgünlük şart. Neden diyeceksiniz size şöyle bir şey açıklayayım, google gibi global bir arama motoru kopya içeriği indexlemiyor, bu içeriği indexlemeyince o konunuzun arama motorlarından ziyaretçi çekmesi beklenemez çünkü, arama motorlarında çıkmayan bir şey, yani olmayan bir şey ziyaretçi çekemez. Durum böyle olunca da özgün yazmamız gerektiğini anladık tamam. Şu özgünlük bölümünü bitirmeden önce son bir şey demek istiyorum. Mesela bunca zamandır hep başkalarından kopya içerik yaptınız ya , yada 1 kerede olsa başkalarından kopya içerik yaptınız fark etmiyor, işte o bir kopya içerik bile arama motorlarının kendi çerçevelerinde sitenize eksi puan vermelerine ve bir daha sitenize uğramamalarına, uğrasalar bile ciddi anlamsa geç indexlenmenize, bu indexlenme olurkende başka birinin sitenizdeki o özgün yazmış olduğunu içeriği kopyalayıp kendi sitesine kopyalaması için yeterli bir süre kadar geç indexleyebiliyorlar. Sizin siteniz indexlenmeden başka bir sitede indexlendiği için yazınız siz bir eksi puan daha alıyorsunuz.

3 - Meta tagları kullanmak
Meta tagları şöyledir, önce kaç tane olduğunu yazayım h1 h2 h3 h4 h5 h6 neden böyle yazdın da meta tagları h6 ya kadardır yazmadın derseniz bazıları nette en çok dolaşan h1 h2 ve h6 yı yapıyor sadece sitelerine buda eksi puan arkadaşlar. Şimdi bunları detaylı inceleyelim. En sonunda da nasıl kullanıldıklarını yazacağım.
H1 meta tagı = bir web sayfanızın anahtar kelimesidir arkadaşlar bunu seçerken, mesela siteniz yorum sitesiyse yorum yap tarzı bir şey yazabilirsiniz.

Bunu yaparak web sitenizin footereine eklerseniz, arama motorların tarafından footer her sayfada gösterileceği için + puandır
H2 meta tagı = internet sayfanızın alt başlığı , biri web sayfanızın bölümlerine puan verin dese siz ne yapardınız gibi bunuda örnek vereceğim tekrardan kategorimiz mesela bir dizi adı The Vampire Diaries incelemesi ve yorumları olsun diyelim. Sizde kategorilerinizde bunu tuttunuz. Hemen bu kategorinin başına meta taglarımızı eklersek olayı çözmüş oluyoruz. Bence seoda önemli olan bir tek h1 ve h2 var. Diğer meta etiketleri de bir işe yarıyor fakat bunlar kadar değerli değiller. Yani sadece bu 2 sini ekleseniz de olur.

4 - Sosyal Alanlar
Aslında bu sosyal alanlar indexlenme hızımız için de oluşturulmuş bir yardımcı yol diyebiliriz. Size bunun mantığını anlatayım hemen. Mesela çok popüler bir sosyal sayfadan sitenize yeni girmiş olduğunuz içeriğe link verdiniz hemen sitenize insanlar girmeye başladı (yüsek beğeniye yada takibe ulaşmış sayfalar içindir) sitenize doğrudan insanlar girince bu yol üzerinden ve başka popüler bir sosyal site üzerinden. Hemen google gibi arama motorları bunları fark ediyor ve çok hızlı bir şekilde indexleniyorsunuz.

emoji nedir nasıl ortaya çıkmıştır?

netolog
Emojiler bugün neredeyse hayatımızın önemli bir kısmında yer buluyor. Soruyu görünce emojiler hakkında küçük bir araştırma yaptım. Tarihte bugüne kadar insanlar önemli olayları anlatmak ve bunları kayıt altına almak için bir çok yazı çeşidi denemişlerdir. İlk olarak hiyeroglif yazı Mısırlılar tarafından taşların veya kayaların üzerine oyarak veya kabartma resimler şeklinde günlük yaşamlarındaki önemli olayları anlatarak günümüze kadar gelen yeni yazı dilinin ortaya çıkmasına vesile olmuştur.

emoji nedir nasıl ortaya çıkmıştır
Emoji dünya dilleri tarafından kullanılan yeni bir sembol oldu. Kelimelere ihtiyaç duymadan hislerle ifadelerle yazıyı anlatma biçimi oldu. Tıpkı ilk yazı olan hiyeroglif gibi. Artık yemeye gidelim, sana aşık oldum, eğlence zamanı demek yerine onları ifade eden semboller kullanılmaya başlandı.

Emojiler Nasıl Ortaya Çıkmıştır?


Shigetaka kurita tarafından 1990 yıllarının sonuna doğru Japon mobil internet çalışanı ekip üyesinin bu sembolleri akıllı telefonlara uyarlaması ile başladı. Emojiler hayatın her alanında kullanılmaya başladı. Ciddi firmaların pazarlama stratejilerinde kullanılmaya başlandı. Görsel olarak popüler, sevimli ve bir çok kelimeyi bir sembolle ifade etmenin şıklığını yaşadılar.

Pazarlama departmanları bu kadar yaygın olarak kullanılan emojileri reklam filmlerin de yer vermeye başladı. Büyük ölçekli firmalar artık mülakat soruları içinde kendilerinden, kendinizi emojilerle anlatmanızı isteyebilir. Bize kısaca kendinizi emojileri kullanarak anlatınız bile diyebilirler. Emoji dilinde ilk cv öz geçmiş oluşturuldu. Sizde öz geçmişinize sizi en iyi ifade eden emojiyi bırakarak diğer adayların en önüne geçerek, işe alınma açısından bir adım öne çıkmış olursunuz.

Farklı ve sıra dışı olmak herkes tarafından bir adım önde olmak demektir. Global dünyanın koşullarına uymak gerek. Bu yüzden değişik mülakat tekniklerine hazır olmalısınız. Emoji dili aslında sadece firmaların değil bir çok Amerika Birleşik Devletleri vatandaşlarının kullandığı bir dildir. Bir çok batılı popüler sanatçı bu emojileri, anlatmak istedikleri ifadeleri emojilere yer vererek bir çok toplumsal konuya emojice yer vermeye başlamışlardır.

Artık pek çok sanatçı kliplerinde emoji diline örneğin Madonna yer vermeye başlamıştır. Sadece dünyaca ünlü sanatçıların kliplerinde kullanılmakla kalmayıp dev Amerikan sinemasında da bu ifadelere yer verilmeye başlanmıştır. Emoji dilinde bir kitap bile piyasaya çıkarılmıştır. Emoji kullanılan sevimli karakterlerle herkesin rahatlıkla kullanabileceği ortak bir uluslararası dil olma yolunda bir hayli yol kat etmiştir.

Emojilerin kullanımı ülkelere göre farklık göstermekte mesela Türkiye'de en çok kullanılan ve popüler olan emoji gülümseyen surat ifadesi iken Araplar da en çok kullanılan ifade lale emojisidir. Özellikle emojiler sosyal medya tarafından da çok fazla kullanılmaya başlamıştır. Facebook artık emojilerden yararlanmaya başlayarak fotoğrafların bulunduğu kısma bir çok anlama gelen emojiler bırakmıştır. Dünya standartlarında herkes tarafından anlaşılabilen, emojilerle belki de yeni bir dil ortaya çıkmıştır. Tüm göstergeler yeni anlaşılabilen bir dile ihtiyaç olduğunu gösteriyor. Sizde artık kendinizi yeni bir emoji dili ile ifade etmeye ne dersiniz.

seo teknikleri ve yöntemleri nelerdir?

seocu
SEO tekniklerini altında toplayan iki ana yöntem vardır. SEO nedir dediğinizde ilk bilmeniz gereken yöntemlerden birincisi Beyaz Şapka SEO Teknikleri (White Hat SEO) diğeri Siyah Şapka SEO Teknikleri (Black Hat SEO).

Adlarından da anlaşılacağı gibi Beyaz şapka ile olması gerektiği gibi etik, kurallara uygun olarak yapılabilen SEO çalışmalarını gerçekleştirirsiniz.
Diğer taraftan siyah şapka da ise arama motorları kandırarak aslında haketmediğiniz sonuçlara ulaşmaya çalışırsınız.

Özellikle, en iyi arama motoru olan Google son yaptığı güncelleme de Panda adını verdiği sisteme geçti. Sevgili Google Panda hayata geçirildiğinde siyah şapka SEO çalışmaları yapmış ve yüksek trafik elde eden pek çok siteye cezasını kesmiş, arama sonuçlarından çıkarmıştır.

Bu yüzden web sitenize içerik yüklemeden önce içeriğin orjinal olup olmadığını denetlemeniz faydalı olacaktır. Google Panda sayesinde iflas eden pek çok web sitesi bulunmaktadır.

Örneğin çok bilinen hazır içerik sunan web siteleri vardı. İstediğiniz herhangi bir konuda güzel bir yazıyı parasını ödeyerek satın alıyor ve web sitenizde yayınlayabiliyordunuz. Bu web sitelerinin veri tabanları o kadar büyüktü ki her hangi bir arama terimi için mutlaka arama sonuçlarında yer alabiliyorlardı. Şimdi bunların hiç birisinden eser yok, neredeyse tümünün içeriği arama sonuçlarından çıkarıldı.

Dolayısıyla Panda'yı kızdırmayın! Diğer arama motorları henüz bu kadar akıllı değil ancak arama motoru alanında yaklaşık %70 büyüklüğe sahip olan Google'ın web sitenizi yasaklamasını istemezsiniz.

SEO çalışmalarınız arama motorunun arama sonuçlarında ki sıranızı belirlemesine de yardımcı olacaktır. İnsanlar arama sonuçlarında sizin web sitenizi seçtiğinde ve web sitenizde aradığını bulduğunda sıralamanız yükselecektir.

Arama motoru insanların aradığını bulduğunu nerden bilecek diye sorabilirsiniz. Söylediğim gibi arama motorları çok akıllıdır.

Örneğin bir kullanıcı kırmızı ayakkabı modelleri arıyor ve arama kutucuğuna aynen bu şekilde yazı “kırmızı ayakkabı modelleri”. Bu kullanıcının ne aradığı belli. Varsayalım sizin de web sitenizde başlığı “Bu yılın popüler kırmızı ayakkabı modelleri” olan bir içeriğiniz var. Bu kullanıcı arama sonuçlarında bu sayfanıza tıkladı ve web sitenize geldi. Eğer siz bu sayfada atıyorum mavi ayakkabı modelleri yada terlik modelleri gösterirseniz, bu kullanıcı web sitenizde aradığını bulamayacak ve arama yapmaya geri dönecektir.
İşte tam bu noktada arama motoru müşterisini memnun edemeyerek onu geri gönderdiğinizi anlıyor ve “Evet bu web sayfası kırmızı ayakkabı modelleri arayanları memnun etmiyor” diyerek sayfanızı daha gerilerde listelemeye başlıyor. Eğer bu durum daha sık yaşanırsa sayfanızı tamamen arama sonuçlarından çıkarıyor.

Kısaca söylemek gerekirse SEO çalışması yaparak belki arama motorlarını yanıltabilirsiniz ancak insanları kandıramazsınız. SEO çalışması kaliteli bir içeriğin hakettiği yeri bulmasına yardımcı olur. Aynı şekilde kalitesiz bir içerikte eninde sonunda hakettiği yeri bulur.

cpu nedir ne işe yarar?

ercan
CPU Türkçe adı işlemci nedir, ne işe yarar, nasıl çalışır? Öncelikle bunlara cevap vereyim. CPU (Control Process Unit) Merkezi İşlem Birimi anlamına gelmektedir. Adından da anlaşıldığı gibi bilgisayarda yapılan her türlü işlem CPU'dan yani işlemciden geçer ve bunu gerekli donanımlara göndermeyi sağlar. Bir bilgisayarda beyin olarak nitelendirebiliriz.

İşlemci bir bilgisayarda hızı etkileyen en önemli faktördür, cpu nedir sorunusunun en güzel cevaplarından bir taneside bilgisayarın beyni cevabıdır.

En bilinen işlemciler Intel, Amd. Piyasada yaygın İntel ve Amd olmak üzere iki tür işlemci vardır. Performans açısından değerlendirecek olursak Intel'in bir adım önde olduğunu görebiliriz. Bu demek değildir Intel her yönden Amd'den üstündür.

Burda baz alacağımız kriter işlemcinin teknolojisi, hızı, serisi, ön belleği(cache) ve hangi nesil olduğu. İşlemci seçerken en önemli kriter fiyat/performans oranıdır. Bu oranı düşündüğümüzde akıllara ilk Amd geliyor. Bütçeyi İntele göre çok daha düşük tutup iyi bir Amd işlemci doğru tercih sayılabilir. Tabi yukarda bahsettiğim kriter göz önüne alınmalı ve benchmark sonuçlarını da yol gösterici olarak seçebilirsiniz.

Intel ve Amd'yi ısınma durumları açısından değerlendirecek olursak; Bilindiği gibi ısınmanın işlemci performansında önemli etkisi vardır. İki insan hayal edin birisi 70 °C sıcaklıkta çalışıyor diğeri 40 °C sıcaklıkta çalışıyor, doğal olarak 40 °C derecede çalışan insan daha performanslı çalışacaktır.

Geçtiğimiz yıllarda Amd 'nin piyasaya sürdüğü işlemcilerde aşırı ısınma sorunu vardı. Daha sonra Amd bu sorunu çözmüş olsa da adı hala aşırı ısınıyor olarak anılıyor.

Amd işlemciler açılışı ortalama 25-30 °C ile yaparken, intel işlemcilerde bu değeri 40-45 °C olarak bizzat tecrübe etmiş ve görmüş durumdayım. Zaten Amd fan kalitesiyle de intel'in bir adım önüne geçiyor diyebilirim.

İşlemci ısınmalarına çözüm arıyorsanız, işlemciler ortalama 100 °C ısıda kendini yakmamak için otomatik olarak bilgisayar tarafından gücü kesilir ve bilgisayar kapanır. Buna yol açacak durumlar;

Termal macunun kuruması
Fan peteğinin tozdan kapanması
Fanın aşınması veya dönmemesi
Bu durumda termal macun yenilenip fan temizlenmesi işlemi yapılır ve fanda problem varsa değiştirilir.

vine kurucusu colin kroll öldü mü?

netolog
Bende bugün haberi okuyunca çok şaşırdım. Bir haber sitesinde ünlü sosyal medya platformunun kurucusu öldü başlığıyla verilmişti. Sanırım aynı haberi gördük, detayına girince Vine kurucusu Colin Kroll olduğunu anladım. Yabancı haber sitelerine de baktım ne yazık ki evinde ölü bulunmuş. Genç sayılabilecek bir yaşta ölmüş, yalnız uyuşturucu olayı kesin değil.

vine kurucusu colin kroll öldü mü
Hq Trivia isimli uygulamayı birlikte kurdukları Rus Yusupov Colin Kroll'un öldüğünü twitter'dan duyurmuş.

vine kurucusu colin kroll öldü mü
Evet genç yaşında herkesin tanıdığı milyonlarca insanın kullandığı Vine platformunu ortaya çıkaran, ona hayat veren kişi ne yazıkki 34 yaşında öldü.

ağaç diken arama motoru ecosia kullanan varmı?

netolog
Ecosia arama motorunu bundan bir kaç ay önce bende duymuş biraz araştırmıştım. Size katılıyorum güzel bir çıkış noktaları var. Ağaç diken bu güzel arama motoru hakkında bilgilerimi sizinle paylaşayım.

Dünya geliştikçe artan teknolojik ve çevreye zararlı icatlar çoğalıyor, bunun için birçok okulda, bölgede ve merkezlerde Dünya Günü'ne özel yapılan seminerlerde özellikle fabrikaların ve birçok teknolojik aletin doğayı ne kadar kirlettiği üzerinde duruluyor. Sadece evinizde oturarak ağaç dikebilir veya bu tür çevreci çalışmalara bağış yapabilirsiniz Ecosia adlı arama motoru bu konuda epey ileri derecede adımlar atmış.

Öncelikle Ecosia yeni çıkmış bir arama motoru değil ancak insanlar bu güne kadar bu arama motorunun pek farkında değildi. 2009'da Christian KROLL tarafından başlatılan proje, bugüne kadar gizli bir şekilde devam etse de bazı insanlar bunun farkında olduğu için 2014'de bu projeye "First German B Corp" ödülü verildi. Tekrar 2014'ün Kasım ayında ise yapılan aramalarla 1 milyon ağaç dikildi. Oldukça büyük bir rakam olan bu kadar ağacı sadece Ecosia sitesinde arama yapan ziyaretçilerden elde edilen gelir ile diken Ecosia ailesi özellikle Almanya'da yoğun bir şekilde kullanılıyor. Hatta Alexa verilerine göre bugün Almanya'da en çok ziyaret edilen 141. site. Aşağıda bugüne ait alexa verilerini paylaşıyorum.

Bu verilere göre Almaya'dan sonra en çok Fransa'da kullanılıyor. Fransa'da da en çok ziyaret edilen 142. web sitesi. Bunları Amerika, İngiltere ve İspanya takip ediyor.

ağaç diken arama motoru ecosia kullanan varmı
Buradan aslında anlamlı bir sonuç ortaya koyabiliriz. Buda bu ülkede yaşayan kullanıcıların sırf çevreye destek olmak amacıyla google, yandex yerine ecosia'yı kullanmalarıdır. Bu tür global web sitelerinde Türkiye'yi genelde sıralamada görürüz. Ancak verilerden bir çıkarım yapmak gerekirse bizde ne yazık ki çevre bilinci tam olarak oturmadığı ortaya konabilir.

Ecosia, oldukça gelişmiş bir platform olarak neredeyse Google'dan daha hızlı ve daha gelişmiş sonuçlar verirken, ayarlar bölmesinden istediğiniz ayarları değiştirebiliyorsunuz.

Ecosia'nın çalışma mantığı


Ecosia'da yapılan her aramadan yaklaşık 0.5 cent euro kazanan bu arama motoru bu parayı tıpkı google, yandex ve bing gibi aramalarınızın herhangi bir yerine birkaç adet reklamlı içerik ekleyerek elde ediyor. Bu parayı da ağaç dikmek için kullanıyor. İşte sitenin mantığını anlatmak için yapılan bir video:

Gördüğünüz gibi aramalarınızı sayarak "Tree Counter (Ağaç Sayıcısı)" mantığı ile çalışan sistemde yaptığınız bağışlarla veya aramalarla Dünya'nın kurak yerlerine birçok ağaç dikebiliyorlar.

Üstelik mobil platformlar içinde bulunan bu arama motorunun web sürümü ile birlikte mobil sürümlerini de kullanabilirsiniz.

Anroid versiyonu: https://play.google.com/store/apps/details?id=com.ecosia.android&hl=tr
IOS versiyonu: https://itunes.apple.com/tr/app/ecosia/id670881887?mt=8

yorgunluğa iyi gelen besinler nelerdir?

zehraulu
Özellikle içinde bulunduğumuz aylarda yorgunluk hissinden kurtulmak için beslenmemize dikkat etmeliyiz. Yorgunluğa iyi gelen ve yorgunluğu engellediği bilinen bazı besinler vardır. Tirozin, denilen amino asitlerin sütte, etlerde, kuru yemişte bulunduğunu ve yorgunluğu önlemede çok etkileyici özelliği vardır. Bu besinler diğer sinirsel aktarıcılarını vücudunuzun serbest bırakmasını sağlar.

Tirozinlerin, beyni canlandırarak, gün boyu daha net düşünmenize ve daha doğru kararlar vermenize yardım eden mucize besinler olduğunu unutmamak gerektiğini beslenme danışanları söylüyorlar. Demir beslenmede çok gerekli olan bir besindir. Ancak demir eksikliği çok görünen bir diğer gıdadır. Demir eksikliği, birçok etkinin yanında, yapılan işe konsantre olmayı zorlaştıran ve kendinizi kötü hissetmenize yol açan etkiler gösterir.

Demir açısından zengin besinleri, kuru üzüm, kuru erik, kuru kayısı, üzüm pestili gibi kurutulmuş meyveler yeteri kadar tüketilmesi yorgunluğun engellenmesine destek olur. Ayrıca bunlara ek olarak yumurta, yeşil yapraklı sebzeler, kırmızı et en fazla demir ihtiva eden besinlere örnek olarak verilebilir.

zor lekeler nasıl çıkar?

biliyorum
Günlük hayatımızda her an bir aksilik sonucu üzerimize veya bir eşyamıza leke bulaşabilir. Lekenin bulaşması sorun olmasa bile lekeyi çıkartmak çoğu zaman oldukça zordur. Ancak lekeler gözünüzü korkutmasın. Bunun için doğru şekilde müdahale etmek lekelerden kurtulmamız yardımcı olur.
Öncelikle bir leke oluştuğu an ona müdahale etmek en doğrusudur. Bulaştığı bölgede kendine yer edinmeden onu temizlemek gerekir. Bahsettiğiniz zor lekeler ve çıkarma yöntemleri:

ÇAY LEKESİ: Bu lekeyi hangi deterjanla yıkarsanız yıkayın çıkmamak için inat edeceği kesin. Özellikle açık renk çamaşırlarda kendini illaki belli eder. Çay lekesinin iksiri ise limon suyudur. Çay lekesini limon suyuyla güzelce silin ve ardından soğuk suya basın. Lekeden eser kalmayacağına emin olabilirsiniz.

FONDÖTEN LEKESİ: Baş belası olan lekelerden biri de budur. Makyaj seven kadınların en nefret ettiklerindendir. Ancak çaresi yok değildir. Temiz bir bezi etere batırın. Ardından fondöten lekesini güzelce bu bezle silin. Parça parça leke kalacaktır. Son işlem olarak da sabunlu suda bir güzel yıkayın ve fondöten lekesinden böylece kurtulmuş olun.

KAN LEKESİ: En ufak bir kesik veya sivilcenin bile neden olduğu kan lekesinden arınmak oldukça zordur. Tabi ki temizlemenin formülünü bilmezseniz. Lekenin üzerine bir güzel oksijenli suyu dökün. Ardından sabunlu ve ılık suda leke maduru eşyanızı yıkayın. Sonuç: kan lekesinden eser yok.

MÜREKKEP LEKESİ: En beklenmedik anlarda karşılaştığınız, çantanıza attığınız veya cebinize not almak için iliştirdiğiniz bir kalem dünyanızı karartabilir. Mürekkep lekesi hem sinir bozucu görünür hem de ondan kurtulmak uğraştırıcıdır. Bir miktar ılık süt ve bir miktar limon suyu ile lekenin olduğu bölgeyi silin. Ve durulayın. Bu inatçı lekeden kolayca kurtulun.

doğum çatlakları ve lekeleri nasıl geçer?

saglikliyasam
Hamilelik sırasında ve hamilelikten sonra cildinizde çatlaklar ve lekelenmeler meydan gelebilir. Bunların önüne geçmek için ise hamileliğinizin bitmesini beklemenize gerek yoktur. Sizlere vereceğimiz pratik çözümler ile kolaylıkla doğum lekelerinden kurtulabilirsiniz.

Doğumdan sonra yaşadığınız çatlak sorununa artık bir son diyebilirsiniz. Peki, evde kolaylıkla hzırlaycağınız bir limon kürü ile çatlaklarınızdan kolylıkla kurtulabilceğinizi biliyor muydunuz?

Genellikle hamilelerde ve aşır kilo aldıktan sonra hızlı bir şekilde spor yapmadan kilo verenlerde görülen çatlak sorununu sizler de yaşıyorsanız sizlere vereceğimiz tarif ile kolaylıkla bu çatlak görünümün önüne geçebilirsiniz.

Hem doğum lekesi hem de doğum çatlakları için birlikte giderilmesi için limon kürünü kolaylıkla uygulayabilirsiniz.

Sizler de doğumdan sonra porselen gibi bir cilde kavuşmak istiyorsanız sadece bir adet limon ve biraz karbonat ile kolaylıkla lekelerinizden kurtulabilirsiniz. Doğum lekeleriniz eğer uzun süre boyunca kalırsa yaz mevsiminde güneş ışığı ile birlikte daha da artarak kalıcı bir hale gelebilir. Limon kürünü isterseniz sadece karbonat ile değil farklı bitkisel yağlar ile de karıştırarak kullanabilirsiniz ve daha hızlı sonuç elde edebilirsiniz.

Limon ile birlikte deniz yosununu da karıştırarak sadece yüzünüzde meydana gelen lekelere değil tüm vücut lekelerinize hızlı bir şekilde son verebilirsiniz.

Oldukça ucuz ve oldukça hızlı bir şekilde lekelerden kurtulmak için en hangi kürü kullanırsanız kullanın kesinlikle içine limon eklemeyi ihmal etmemelisiniz.

1 çay kaşığı limon suyu ve 1 çay kaşığı da elma sirkesi ile tüm lekelerde hızlı bir şekilde gözle görülür sonuçları alabilirsiniz.

Elma sirkesi ve limon suyunu sadece direkt olarak değil bir pamuk yardımı ile masaj yaparak sürebilirsiniz. En az haftada 3 kez düzenli olarak uygulama yaparsanız gözle görülür sonuçlar elde edebilirsiniz.

Doğum lekesi, vücut lekesi gibi leke tedavilerinde yapmanız gereken şey ise her zaman taze olarak kürü hazırlamak ve uygulamaktır. Eğer deriniz hassas ise ve limona karşı duyarlı iseniz kesinlikle limon suyunu az miktarda yoğurt ile birlikte uygulamalısınız. Böylelikle hem limona karşı duyarlılığınız daha az olur hem de yine leke tedavisinde hızlı bir şekilde ilerlerseniz.

forex için eğitim almak gerekir mi?

forexuzman
Forex'te işlem yapmak isteyen yatırımcılar, işe iyi bir eğitim alarak başlamalıdırlar. Neden mi iyi bir eğitim alınmalıdır? Forex'te işlem yaparken ilerde büyük sorunlar yaşamamak ve piyasaya hakim olabilmek açısından bu eğitimin alınması gerekmektedir. Bu eğitim neleri kapsamaktadır? Eğitimin alınmasındaki amaç; yatırımcıların bilinçlenmesi ve yatırımcıların özellikle teknik analiz yapacak düzeye gelmesini sağlamaktadır. Eğitimde verilen teknik analizin yanı sıra, temel analize de hakim olması yatırımcılar için oldukça büyük önem arz etmektedir.

Teknik ve temel analiz türlerini biraz daha kapsamlı bir şekilde açıklamaya çalışalım. Temel analizin tanımı; arzı ve talebi etkileyecek siyasi, ekonomik ve güncel konuların yorumlanarak analiz edilmesidir. Temel analizin yanı sıra teknik analiz de bilinmesi gereken analiz türlerindendir. Temel ve teknik analiz yaparken dikkat edilmesi gereken noktalar vardır. Temel analizde dikkat edilmesi gereken nokta; siyasi ve ekonomik olaylar başta olmak üzere bütün önemli olayların yakından takip edilmesidir.

Teknik analizde; grafikler yorumlanarak, ilerde oluşabilecek fiyat hareketlerinin tahmin edilerek işlemlerin yapılmasıdır. Teknik analize, tam anlamıyla hakim olabilmek için belirli bir sürenin geçmesi ile birlikte tecrübe kazanılması gerekir. Bu noktaya gelebilmek için işlem yapmayı düşündüğünüz aracı kurum vasıtasıyla, forex alanında uzmanlaşmış bir finansal analist tarafından eğitim almalısınız.

Forex'e eğitim almadan rastgele başlayanlar, çoğunlukla kaybeden yatırımcılar olmuştur. Dolayısıyla, eğitim her daim şarttır. Buna şu açıdan da bakabilirsiniz; okumayı öğrenmeden, nasıl yazmayı öğreneceksiniz? İyi bir eğitim almadan nasıl Forex'te başarılı bir yatırımcı olabilirsiniz ki? Bu sebeple forex hakkında verilen bütün nitelikli eğitimlere katılıp, kendinizi forex konusunda elinizden geldiğince eğitmelisiniz. Bu konu hakkında birçok kitap ve sayısız video bulunmaktadır. Videolarda forex hakkında detaylı bilgi ve teknik analiz konusunda en ince ayrıntılar verilmektedir.

Forex'te gerçek hesapta işlem yapmadan önce, demo hesabını bilgisayarınıza kurarak işlem yapmaya başlamalısınız. Demo hesap size bir yandan tecrübe kazandıracak, diğer yandan da gerçek işlem platformunda işlem yapmak için ön zemin hazırlamış olacaktır. Demo hesabınızı kurduktan sonra nasıl ilerlemeniz gerektiğini, bağlı olduğunuz aracı kurum aracılığı vasıtasıyla müşteri temsilcinizle iletişim kurarak gerçekleştirmelisiniz.