confessions

nilgun

Okur  · 11 Temmuz 2018 Çarşamba

  1. cevaplar6
  2. takipçi 5
  3. puan 813

en iyi öğrenme yöntemi sizce nedir?

nilgun
Bu soruya cevap verirken öncelikle en iyi öğrenme yönteminin kişiden kişiye değiştiğini belirtmek gerekir. Çünkü insan beyninin çalışma şekilleri temelde aynı olsada bilgiyi işleme biçimleri birbirinden farklıdır.

Bu konuda birçok araştırma var, genelde hatırladığım kadarıyla benzer bir kaç öğrenme yöntemi üzerinde durulur. Bunlardan en bilinenler görsel öğrenme, işitsel öğrenme ve deneyimleyerek öğrenme. Bazı araştırma veya yayınlarda bunların sayısı daha fazladır ancak birbirine yakın yaklaşımlardır.

Okullarda eğitim kurumlarında üzerinde durulan görsel ve işitsel öğrenme yöntemidir. Bazı dersler için deneyimleyerek öğrenme yöntemleri de kullanılmaktadır. Okul dışında ise en çok deneyimleyerek öğrenmeden faydalanırız.

Çok dallandırmadan bu sorunuza verebileceğim cevap kişiden kişiye değişse de araştırmalara göre ve kendi gözlemlerime göre en iyi öğrenme yöntemi deneyimleyerek öğrenme yöntemidir.

yüksek ego iyimi kötümü?

nilgun
Yüksek ego iyimi kötümü sorusuna cevap verebilmek için sizin kişisel özellikleriniz hakkında bilgi sahibi olmamız gerekir. Bunu neden söylüyorum yüksek egonun çok yakıştığı insanlar vardır. Ancak yüksek egonun çok kötü etkilerine sahip insanlar da vardır.

Katılıp katılmamak size kalmış bu konuda benim düşüncem bir insan yüksek egosunun altını doldurabiliyorsa bu o kişi için pozitif bir özellik olarak nitelendirilebilir. İnsan dur ben egomu yükselteyim diyerek egosu yükselmez buna sebep olan bazı durumlar vardır.

Egonun yükselmesine neler sebep olabilir diye düşününce aklıma ilk gelenler;
- Zeka: Zeki, bilgili, hazır cevap olmak.
- Görüntü: Güzel, bakımlı, yakışıklı veya çekici biri olmak.
- Karizma: Karizmatik özelliklere sahip olmak.
- Kariyer: Yüksek kariyer sahibi olmak.
- Başarı: Herhangi bir konuda başarılı olmak.
- Ünlü: Tanınan, ünlü biri olmak.
- İletişim: Çok iyi iletişim becerilerine sahip olup, bunun farkında olmak.

Bu listeye daha bir çok unsur dahil edilebilir. Eğer bu yukarıda bahsettiklerimden kaynaklanan yüksek ego sahibiyseniz, size yüksek ego kötüdür diyemem. Ancak yüksek egonuzu bunların aksi yönde negatif unsurlara dayandırıyorsanız, evet kötüdür diyebilirim... Umarım sorunuz hakkında fikir verebilmişimdir.
1

ormanlık alanların azalmasının nedenleri nelerdir?

nilgun
Ormanlar dünyanın yaşanabilir bir yer olmasını sağlayan en önemli etkilere sahip yerler arasında bulunmaktadır. Ormanların tahrip edilmesi sonucunda yaşam alanlarımız olumsuz etkilemektedir. Ormanlık alanların azalmasının nedenleri üzerinde yapılan çalışmalar sonucunda özellikle insansal kaynaklı etkiler nedeniyle ormanların her geçen gün azaldığı tespit edilmiştir. Tabii ki ormanlık alanların azalmasının nedenleri sadece insanlara bağlanamaz. Zaman içerisinde meydana gelen iklimsel değişiklikler de birçok ormanlık alanın zaman içerisinde yok olmasına neden olmaktadır.


Ormanlarda yer alan ağaçlar havadaki karbondioksiti alıp oksijen salınımı yaptıklarından dolayı dünyadaki havanın temizlenmesinde etkin rol oynamaktadır. Hatta bu etkilerinden dolayı ormanlara dünyanın akciğerleri denildiği de bilinmektedir. Nasıl ki bir canlının akciğerleri yok edilirse kaçınılmaz son ölüm olacaksa dünyadaki ormanların yok edilmesi de dünyanın ölmesi anlamına gelmektedir.

Ormanlık alanların azalmasının nedenleri üzerinde yaptığımız araştırmalar sonucunda özellikle yeni yerleşim yerlerinin açılması adına ormanların bilinçsiz bir şekilde yok edildiğini gözlemledik. Ormanlık alanların yok edilmesi kimi zaman devlet eliyle yapılıyor olsa da özellikle yerlerinin değerlenmesi adına bazı ormanlık alan sahiplerinin de ormanları kundakladığı yani ormanları yaptığı bilinmektedir. Yaşanan bu durumlar da ormanlık alanların hızlı bir şekilde azalmasına neden olmaktadır.

Ülkemizdeki insanlar bilgisiz ve bilinçsiz olduğundan dolayı özellikle piknik yapmak için ormanlık alanları seçen insanların da kimi zaman orman yangınlarına neden olduğu ve bu nedenden dolayı ormanlık alanların azalmasında etkili oldukları bilinmektedir. Ormanlık alanlarda piknik yaptığınız zaman özellikle yakmış olduğunuz ateşi iyi bir şekilde söndürmeye özen gösterin. Doğaya atılan cam parçaları da güneş ışınlarını kırarak çalılıkların tutuşmasına ve beraberinde ormanların yanmasına neden olmaktadır.

Bu yüzden cam kırıklarını ormanlık alanlara gelişigüzel bırakmamaya özen gösterin. Ormanlık alanların azalmaması için her ne kadar önlem alınırsa alınsın insanlar bu konuda bilgilendirilmediği sürece bilinçsiz bir toplum ormanların yok edilmesine neden olacaktır. Bu nedenden dolayı ilk olarak insanların ormanlar konusunda bilinçlendirilmesi gerekmektedir.

virüsle mikrop arasındaki fark nedir?

nilgun
Bilim adamları canlının tanımını yapamamış ancak onların özelliklerin ortaya koymuşlardır. Yani canlıların ortak özelliklerine sahip olanlara canlı, olmayanlara ise cansız adını vermekteyiz. Ancak bilim adamlarının karşılarına öyle varlıklar çıkıyor ki canlı mı yoksa cansız mı oldukları konusunda herkes tereddütte kalıyor. Virüslerde böyle arada kalan varlıklardan. Bazı özellikleri canlılara benzerken bazı özellikleri de cansız varlıklara benzemektedir.

Virüslerin canlılara benzeyen özellikleri protein bulundurmaları, enzim bulundurmaları ve kullanabilmeleri, nükleik asit içermeleri ve çoğalabilmeleridir.

Cansızlara benzeyen özellikleri ise hücresel yapıda olmamaları, canlı hücre olmadan çoğalamamaları, enzim üretememeleri, metabolizmalarının olmaması, beslenmemeleri, büyümemeleri ve hücre dışında kristalleşmeleridir. Şuan bildiğimiz virüsler protein kılıf ve nükleik asitten (DNA veya RNA) oluşmaktadır.

İlk olarak tütün bitkisinde hastalık yapan tütün mozaik virüsü sayesinde virüslerle tanışıldı. Bakterilerden çok daha küçük olan bu varlıklar farklı canlılarda çeşitli hastalıklara neden olmaktadır. Kelime olarak da zehir anlamına gelen virüsün şu ana kadar faydalı veya en azından zararsız bir türüne rastlanamamıştır.

tüp bebek nedir aşamaları nelerdir?

nilgun
Bu konuda öncelikle ben yazmak istedim. Tüp bebek nedir kısaca bilgi verip, aşamalarından bahsedeceğim.

Tüp Bebek Nedir

Bir yıldan uzun süre boyunca, korunmadığı halde bebek sahibi olamayan çiftler, üreme zorluğu çekiyor kabul edilir. Bu durumda, hekim kontrolü altında belirli tedaviler görmeye başlarlar. Bu tedaviler, yumurtalıkları uyarma, erkekte sperm sayısını arttırma ve aşılama gibi uygulamalardır. Bu uygulamalar sonucunda gene hamilelik elde edilmezse, tüp bebek tedavisi uygulanması gerekir.

Tüp Bebek Aşamaları

Tüp bebek tedavisi, uzun süre korunmadığı halde çocuğu olmayan çiftlere ve çocuk oluşumuna engel olan özel rahatsızlık durumlarında uygulanmaktadır. Tüp bebek tedavisine karar verilmeden önce, kadın ve erkek belirli tetkiklerden geçmektedir. Bunlar, kan tahlilleri ve ultrason uygulamalarıdır.
Tahlil yapılmasındaki amaç, hastaların bebek sahibi olamamasının altında yatan nedenleri bulmaktır. Çünkü tüp bebek tedavisi, bu hastalıklara göre uygulanacaktır. Yapılan tahlillerden ve anlaşılan bilgiler ışığında, kadına ilk regl döneminden hemen sonra, yumurta gelişimini sağlayacak olan hormon tedavisine başlanır. Bu ilaçlar, göbek bölgesinden deri altına enjekte edilen, ince iğneler ile doz olarak günlük 1 tane ile başlar. Bu iğneleri, hasta rahatlıkla kendisi yapabilmektedir.Tüp bebek tedavisinin bu aşaması en zahmetli dönemidir diyebiliriz.


Yumurta gelişim süresi olan 1 hafta – 10 gün içinde, ultrason ve kan tahlilleri ile gelişim takip edilir. Yumurtalar belirli olgunluğa geldiği zaman çatlatma iğnesi verilerek, yumurtalar çatlatılır. Bu iğneden en geç 36 saat içinde, cerrahi bir operasyon ile yumurtalar aspire edilir, yani toplanır. O gün, baba adayından alınan spermler ile laboratuar ortamında, yumurta ile sperm bir araya getirilir. Böylece hücresel çoğalma, embriyo aşamasına kadar devam eder. Bazen, tüp bebek merkezlerinde 1-2 gün veya 4-5 gün sonra, anne karnına ince bir kateter yardımı ile embriyo transferi yapılır. Bu uygulamadan 1 saat sonra, hasta evine yollanır. Yaklaşık 10 gün sonra, kan tahlili ile uygulamanın başarısına bakılır.

Ülkemizdeki uygulamalarda başarı oranı yüksektir.Ülkemizde bulunan tüp bebek merkezleri genel olarak dünya standartlarını yakalamış ve gerekli donanımı temin etmiş merkezlerdir.Tüp bebek uygulamaları, 30 yaş altı hastalarda yaklaşık %70-80 oranında başarılı sonuçlar vermektedir. 30 yaş üstü ve 40 yaşlarında bu oran düşmektedir. Tüp bebek aşamaları hakkında daha detaylı bilgiye aşağıdaki videodan ulaşabilirsiniz.